Kocaeli Burada Siz Neredesiniz?
Ana Sayfa
Kocaeli Rehberi
Firma Rehberi
Net Rehber
Sinema (Vizyon)
Oyun Salonu
Seri ilanlar

Ana Sayfa

Film Arşivi

Sinema Anket
Son yıllarda yapılan filmler geleceği yansıtıyor mu?
 evet  
 hayır  

Önceki Anketler

Sinema Linkler
Beyazperde.com
Sinema.com
Ayvazoğlu Fetih 1453'ü yorumladı
Ayvazoğlu Fetih 1453'ü yorumladı
Sinema salonuna peşin hükümle ve beğenmemek niyetiyle girdiğimi itiraf ederim. Fakat hayır, bu film, özellikle Osmanlı tarihini konu alan, çoğunu sonuna kadar seyredemediğim filmlere benzemiyordu. Pekâlâ olmuştu; Türk sinemasının geldiği noktayı göstermesi bakımından önemli bir filmdi bu. Sinema teknolojisi küçümsenemeyecek bir başarıyla kullanılmıştı; topların dökümü, muhasara, hücum ve müdafaa sahneleri, gemilerin karadan yürütülmesi gibi, fetih filmi yapmayı hayal edenlerin uykularını kaçıracak sahneler harikaydı. Ne kadar sevindiğimi tahmin edemezsiniz.

Peki, bu film hakkında yazılan eleştirilerde birbiri ardınca sıralanan hatalar?

Mustafa Armağan ve Erhan Afyoncu gibi Fatih'in hayatını ve fethin nasıl cereyan ettiğini çok iyi bilen tarihçi dostlarımız, "Fetih 1453" filmindeki hataları tek tek gösterdiler. Emre Aköz de, haklı olarak, yapılanın bir belgesel değil, bir sinema filmi, dolayısıyla bir "fiction" olduğunu yazdı. Bana sorarsanız, "Fetih 1453"ün zaafı, Osmanlı tarihini konu alan bütün filmlerde gördüğümüz zaaftır. İçinden geldiğimiz tarihe o kadar yabancılaştık ki, bu tarihi anlatırken kullanabileceğimiz bir sinema dili bulamıyoruz. Aynı zaaf edebiyat için de geçerlidir. Kaçmaya çalışsak bile, oryantalist klişeler yakamızı bırakmıyor. Karakterleri yerli yerine oturtamıyoruz; mesela adamın üzerinde vezirlik, kafasındaki kavuk gibi iğreti duruyor. Velhasıl, filmin başından sonuna kadar bir şeyin eksikliğini hissediyoruz: Ruh...

Yapımcının çok büyük yatırım yaptığı ve yeni filmlere soyunabilmek için gişe başarısı beklediği filmini seyredilir kılmaya çalışması, bunun için seyirciyi sürükleyecek bir hikâye araması son derece tabiidir. Hikâyenin tarihî gerçeklere uyması şart değil. Nitekim "Fetih 1453"te, fiktif bir karakter olan Era üzerinden bir hikâye anlatılıyor. Haçlıların bastığı bir Müslüman köyünde ailesi katledilen ve bir esir pazarında Macar döküm ustası Urban tarafından satın alınarak yetiştirilen güzel Era'ya, Bizans savunmasının en önemli isimlerinden olan Cenevizli kumandan Jüstinyani de âşıktır, Fatih'in kılıç ustası olarak kurgulanan Ulubatlı Hasan da... Alın size bir aşk üçgeni... Biraz didiklerseniz hikâyenin saçmalığını görüyorsunuz, ama bir hikâye işte; hem yönetmenin işini kolaylaştırıyor, hem de filmi seyredilir kılıyor.

Tarihî olaylara bütünüyle sadık kalarak sinema filmi yapmak veya roman yazmak mümkünse de çok zordur. Fakat senaristin istediği gibi kurgulamakta hür olduğu hikâye ile birlikte akan tarihî olayları değiştirmenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Mesela filmde İmparator Konstantin'in halka hitap ettiği Hipodrom ve Büyük Saray, Latin istilası, depremler ve isyanlar yüzünden harabeye dönmüştü. Filmde ikisi de yeni inşa edilmiş gibi gıcır gösteriliyor. Fatih'in fetihten sonra Ayasofya'nın kubbesine çıkıp sarayın ve hipodromun harabelerine bakarak hüzünlendiği ve hüznünü meşhur bir Farsça beyti okuyarak ifade ettiği Tursun Bey'in Tarih-i Ebülfeth'inde anlatılır.

Öte yandan, Ulubatlı Hasan, surlara sancak dikerken şehit olduğu rivayeti dışında hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir askerdir. Böyle birinin yaşayıp yaşamadığı bile öteden beri tartışılıyor. O halde Ulubatlı hakkında muhayyilenizi kullanarak bir hikâye uydurabilirsiniz. Jüstinyani ile o harika düellosu da mümkün. Fakat Jüstinyani'nin surlarda ölmediği, yaralandıktan sonra adamları tarafından gemisine taşındığı ve Sakız adasında öldüğü bilinen bir gerçek. Bunu değiştirmenin ne anlamı var? Düelloda ciddi bir şekilde yaralandıktan sonra adamları tarafından kaçırılıp uzaklaştırılsa film kurgusundan ne kaybederdi? İmparator Konstantin karakteri de çok zayıf. Ülkesini kahramanca savunan, tanınmamak için kıyafetini değiştirerek çarpışmalara bizzat katılan ve ölen bu imparatorun portresi de daha farklı çizilmeliydi.

Akşemseddin konusunda yapılan eleştirilerde de haklılık payı var. Fetihte çok önemli bir rol oynadığı bilinen bu karizmatik şeyh adeta karikatürize edilmiş. Tasavvufi metinlerde yay gibi ince (yani filmdeki gibi semiz değil), bakışlarıyla insanın ruhunun derinliklerine nüfuz eden sufi tasvirleri vardır; filmde böyle canlı ve etkileyici Akşemseddin karakteri görmeliydik. Hazretin sakalının köse denilecek kadar seyrek olduğu da bilinmektedir. Erhan Afyoncu, onun Eba Eyyub el-Ensari kabrini fetih sırasında değil, daha sonra keşfettiğini yazmış. Anladığım kadarıyla filmin senaryosunu yazanlar, Yahya Kemal'in "Bir Rüyada Gördüğümüz Eyüp" yazısında anlattıklarını esas almışlar. Olabilir.

"Fetih 1453"te, bunlar gibi, tarihî gerçeğe uygun verildiği takdirde kurguyu etkilemeyecek bir yığın ayrıntı gösterilebilir. Prof. Dr. Feridun Emecen gibi seçkin bir tarihçinin danışmanlık yaptığı bir filmde ayrıntılarda daha titiz olunabilirdi. Doğrusu, ben Feridun Bey'in filme danışman olarak fazla müdahale edebildiğini zannetmiyorum. Esasen bu, pratikte mümkün de değildir.

Bu eleştirileri, filmin başarısını küçümsemek ve gölgelemek için değil, bundan sonra yapılacak filmlerde daha titiz olunması gerektiğini ifade etmek için yazıyorum. Başta Faruk Aksoy olmak üzere, "Fetih 1453"e emeği geçen herkesi tebrik ederim.



Kaynak: timeturk
Eklenme tarihi: 23.02.2012
Sihirbazlık Okulunda Bir Türk
En Güzeli
Yenilmezler: Ultron Çağı
Kod Adı: U.N.C.L.E.
American Ultra
Kaçış Yok
Yarının Dünyası (Tomorrowland)
O.H.A: Oflu Hoca'yı Aramak
kocaeli burada - Siz Neredesiniz?™ - Tüm Hakları Saklıdır. ©
E-Mail - Yasal Uyarı - Gizlilik İlkeleri - Reklam - İletişim
Tasarım & Programlama: Best Teknoloji