Görüş ve Öneriler

Astakoz’undan Bitinya’sına, Nikomedya’sından Roma’sına… 2700 yılı aşkın tarihiyle İzmit

Hakkı TAŞDEMİR / Kültür & Sanat - 31 Temmuz 2018

  0

Astakoz’undan Bitinya’sına, Nikomedya’sından Roma’sına… 2700 yılı aşkın tarihiyle İzmit

Kocaeli’nin kadim tarihi; Nikomedya’sı, Bitinya’sı, Astakoz’u , Roma’sı… ve Roma imparatoru Konstantin’in kararıyla değişen kent hikayesi.


2700 yılı aşan bir tarihe sahip olan Kocaeli’nin müzesi de yarım asrı geride bırakmış, Türkiye’nin en uzun süredir hizmet veren kurumlarından biri. Şehrin tarihi, müzenin eserleri ve günümüzde yürütülen çalışmalara dair Kocaeli Etnografya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Tarihte kısa bir yolculuğa çıktığımız ve pek çok konuyu ele aldığımız röportajımıza Rıdvan Gölcük’ü tanıyarak başlıyoruz.


Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

1982 İstanbul doğumluyum. 18 Mart Çanakkale Üniversitesi sanat tarihi bölümünden mezun olduktan sonra 2007 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Muğla’da müze araştırmacısı olarak göreve başladım. Müze araştırmacılığı görevine devam ederken arkeolog eğitimi ve su altı arkeolojisi eğitimi aldım. Şuanda hem sanat tarihçisi hem arkeolog hem de su altı arkeoloğu unvanlarına sahibim. 2009 yılında Kocaeli’ye atandım. Yaklaşık 10 yıldır buradayım ve 2014 yılından bu yana da müze müdürü olarak çalışmalarımı sürdürüyorum.


Kocaelinin tarihi hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Kocaeli’nin tarihsel geçmişine baktığınızda hemen orada karşınıza Roma imparatorluğu çıkıyor. Orada da imparator Diokletionus sınırların genişlemesi ve tek merkezden kontrolün güçlüğünü aşmak için 2 yönetici belirlemiş ve 2 de idareci tayin ederek kendisi başkent olarak Nicaomedia’dan yani bugün üzerinde yaşadığımız İzmit’ten Roma imparatorluğunu yönetmiştir. Bu karar çok önemli kent tarihi açısından. İmparatorun burada olması ve başkentin burası olması kentte mimarinin hızla gelişmesi anlamını taşıyor. İzmit’in Roma’dan önce de bir başkentlik geçmişi bulunuyor. Bitinya bölgesine başkentlik yapmış bir kenttir İzmit. Daha da eskiye gidersek Başiskele tarafında M.Ö. 712 yani bundan 2700 yıl önce bir kent kuruluyor. Başiskele’de bir kent varken Bizantion (İstanbul’un Bizans öncesi adı) sıradan bir kasaba konumunda. Bu köklü tarihin üzerine Diokletianus’un burayı başkentlerden biri ilan etmesi ve burada yaşamaya karar vermesi şehirde hem ticari hem mimari anlamda önemli gelişmelerin önünü açıyor. Ta ki Konstantin’in başkenti İstanbul’a taşıyana kadar. Konstantin imparator olduğunda da halen başkent İzmit iken ve İstanbul henüz İzmit kadar gelişmiş bir şehir değilken Konstantin’in başkenti İstanbul’a taşıma kararı İzmit’in kalbini sökmek anlamı taşıyordu ve bu karar iki şehrin de kaderini değiştirdi. Düşünün; eğer Roma’nın başkenti İstanbul’a taşınmamış olsaydı İzmit bugün ne halde olurdu?


Kocaeli’nin tarihine ışık tutacak eserlerden bahsedecek olursak neler söylemek istersiniz?

İSU Genel Müdürlüğü sahasında biz bir kazı çalışması başlattık. Bu çalışmalar İSU Genel Müdürlük binasının inşası sırasında bir lahit ortaya çıkmasıyla başladı. Ardından orada kazıyı genişlettik ve 5 tane lahit mezar, 50 kiremit mezar toplamda 55 kadar bireyin mezarına rastladık. Tam da bu Nikomedya’nın başkentlik dönemine ait kalıntılardı. Burada ortaya çıkan tüm kemikler adli tıp uzmanları tarafından analiz edildi. Analizler gösterdi ki Nikomedyalılar refah içerisinde yaşamışlar, ortala ömürleri aynı dönemde kurulmuş kentlere göre daha uzun ve kaliteli. Bu şu anlama geliyor, daha sağlıklı daha yumuşak olan deniz ürünleri tüketilmiş ve diş kemikleri oldukça sağlıklı görünüyordu. İstanbul’da Bathonea kazıları vardır. Orası yaklaşık buradan bin yıl sonrasına tekabül ediyor medeniyet olarak. Orada yapılan kazılarda ortaya çıkan kalıntılar da yine incelemeden geçti ve ortaya çıkan sonuç oradaki kemiklerin daha yıpranmış olduğunu gösteriyordu. İçerisinde taş ve kum kalıntıları olan tarım ürünleri, buğday tüketildiği için diş kemiklerindeki yıpranma burada bulunanlara oranla oldukça yıpranmış durumdaydı. Bizim burada yaptığımız kazılar İstanbul’da yapılan kazılardan bin yıl öncesi döneme ait kazılardı. Dolayısıyla yaşam standartlarının daha düşük, ortama yaşam süresinin daha kısa olması beklenir ama ortaya çıkan sonuçlar durumun tam tersi olduğunu gösterdi. Yine Çukurbağ diye adlandırdığımız kazı alanımızdan ortaya çıkan meşhur Herakles heykelimiz, bir tapınağa ait mermer frizler var. Ortaya çıkardığımız frizlerin üzerinde orijinal renkleri halen duruyor. Bugün ortaya çıkarılan frizlerin çok büyük bir kısmını boyasız görürsünüz ancak bunlar kendi döneminde boyalı haldeydi. Bizim Çukurbağ’da bulduğumuz eserlerde bu boyaların halen duruyor olması bir mucize diyebilirim. Peki, o frizlerde bulunan tasfirlerde ne vardı dersek, frizler üzerinde Romalı askerler tarafından esir alınmış askerler, at üzerinde mızrak tutan Roma askerleri var. Bu esir alındığı tasfir edilen askerler kuzeyden Nikomedya’yı işgale kalkışan Got askerleri. 258 yılında Gotlar Nikomedya’yı işgale kalkıştığında Roma hemen cevap veremiyor çünkü o dönemde güneyde Gaziantep bölgesinde de bir kargaşa durumu var. Ardından Roma güçleri Nikomedya’da Gotları mağlup ediyor. Bu galibiyetin anısına İmparator Diokletionus bir tapınak yaptırıyor ve o tapınağın içerisinden bu frizlerle Herakles heykelimiz çıkıyor, aynı zamanda tapınağın giriş kısmını yakaladık. Burada yaptığımız çalışmalarda 3D tarama kırılan frizlerin birleşmesini sağladık.


Tapınağın tamamı ortaya çıkartıldı mı?

Tapınağın tamamı ortaya çıkarılamadı. Arkeolojinin birçok alanı var ve bizim burada uyguladığımız arkeoloji kent arkeolojisi kapsamına giriyor. Neden kent arkeolojisine giriyor desek, yaklaşık 2200 yıldır biz aynı alanda yaşıyoruz. Pek çok medeniyet bu sınırlı alanda yaşamış. Bugün bizim yerleşim alanlarımız da yüzlerce yıllık olduğu için yapacağımız kazılar insanların yaşam alanlarında kalıyor. Tabii bir de bunun kamulaştırılması ihtiyacı var ve bu kamulaştırma bir süreç alıyor. O nedenle kent tarihine ışık tutacak pek çok eser bugün halen pek çoğumuzun yaşam alanlarının altında yatıyor.


Böylesi köklü geçmişe sahip şehirde bugün yaşayan insanlar bu tarihin farkında mı? Bakış açıları nasıl?

Aslında birçok insanlar yerine göre bahçelerine bir şey ekerken yerine göre komşuları inşaat için kazı yaparken bazı tarihi eserlere rastladı. Dolayısıyla şehrin tarihine ilişkin pek çok insanda bir bilinç var. Ancak biraz da onlar açısından düşünürsek; ev yapmak için elindeki tek arazisinden bir eser çıkıyor ve çalışmaları duruyor. Bahçesinden bir eser çıkıyor yine aynı şekilde orada da karşılarına biz çıkıyoruz. Yani bu çalışmaların karşı tarafı olarak karşılarına bazı zorluklarla karşılaşıyorlar. Zorluklarla karşılaştıklarında ise öncelikleri tarihsel değer olmayabiliyor. Ama burada yerel yönetimler, bakanlıklar kamulaştırma süreçlerini hızlandırırsa vatandaşa daha az sıkıntı yaşatmış oluruz diye düşünüyorum. Geçmişte yorulmuş, bu konuda zorluk çekmiş bir vatandaş da çalışmalar doğru çizgide yapıldığında kente değer kattığını düşünecek. Nikomedya’nın dünyada tarihsel karşılığı nedir dersek Roma’dır. Roma’ya bakalım Ağora meydanında bugün on binlerce insanın orayı gezdiğini, ziyaret ettiğini görürsünüz. Roma buradan daha fazla şeye sahip değil. Onlar da bizim gibi kent arkeolojisinin sıkıntılarını yaşıyor ancak alan oluşturmaya çalışıyorlar. Yani ülke ekonomisi adına önemli bir lokomotif Roma. Burası da neden böyle bir yer haline gelmesin.


Son olarak neler söylemek istersiniz?

Dediğim gibi yarım asrı aşkın süredir burada hizmet veren bir kurum Kocaeli müzesi. Biz de İzmit neden önemli, Kocaeli, Nikomedya nedir bunu vatandaşa anlatmaya, gelecek nesillere aktarmaya çalışıyoruz. Gelecek nesillere bu bilgi birikimini aktarma konusunda bizi ziyaret eden okulların daha çok merkez ilçe okulları olduğunu gördük. Diğer okullara da neden gelmediklerini sorduğumuzda bürokratik süreçlerden sıkıntılar yaşadıklarını belirttiklerinde “Dikkat Bu Sınıfta Müze Var” adında bir proje başlatarak biz okullara gitmeye başladık. Bir bavul müze uygulamamızla iki arkadaşımız okulları ziyaret ederek çocuklara arkeolojiyi, tarihi, kentliliği anlatmaya başladı. Burada vurgulamak istediğim husus kentlinin de sorumlukları olduğu hususudur. Bir Roma eseri, bir Bizans kitabesi, bir Osmanlı sütunu Kocaeli müzesinin malı değil. Bunu korumak elbette ki benim görevim ama sadece benim görevim değil. Nikomedya da bir Osmanlı kenti İzmit de bu kentlinin. Biz bu kentli adına bu görevlerimizi yürütüyoruz ama hemşerilerimizin de sorumluluğu var. Bu tarih onların. Beraber el ele bu çalışmaları yaptığımızda çok daha başarılı olacağımıza inanıyorum.






Yorumlar

  1. Yapılmış herhangi bir yorum bulunmamaktadır..

BİZ KİMİZ?

Kısaca Kocaeli'yi anlama ve daha kaliteli yaşama rehberi diyebiliriz. Gün içerisinde iş hayatında ve sosyal hayatta neler olup bittiğinden haberdar olmaktan tutun, Kocaeli'nin pek bilinmeyen değerlerini, mekanlarını ve kültürünü insanlara tanıtmaya kadar, hatta hafta sonunu burada nasıl keyifle geçirebilirsiniz gibi şehirle alakalı tüyolar veren bir şehir portalı olmayı amaçlıyoruz..

İLETİŞİM