Görüş ve Öneriler

BİR GÜN, 9 MÜZE, BİR BOYOZ, BİR KUMRU..!

Damla GÜNDÜZ CANBULAT  

Genel Yayın Yönetmeni

Kimdir?


Temmuz 2018

  0

BİR GÜN, 9 MÜZE, BİR BOYOZ, BİR KUMRU..!


Ah zaman sen ne çabuk geçiyorsun..!

Yoğun iş temposu, gelecek kaygısı, iş kaygısı, hayat koşuşturması derken, bazen yaşadığımızı ve hatta yaşamamız gereken detayları unutuyor, atlıyoruz… Aslında hayat o kadar kısa ki, küçük de olsa kendinize nefes almak için zaman ayıramıyorsanız, hep çalışıyor, hep savaşıyorsanız, belki kazancınız çok olur ama hatıralarınız çok az kalır. Ben de hatıra biriktiremeyen taraftayım bu arada… Hep iş, hep bir yaşam savaşı halindeyim. Üzülüyor muyum..? Çok..! Ama bu sistemi aşmak için çabalıyorum. Umarım yakın zamanda çok gezen, çok gören, hatıralar biriktiren birine evrilebilirim…

İşten güçten kısacık bir mola vermeye niyetleneli epey oluyor aslında, fakat niyeti yerine getirmek öyle kısa sürmedi. Neticede bu yoğun iş aşkına bir mola verebildik diyebilirim. İşin, koşturmanın sonu gelmez ama vakit kısıtlı dedik, beş güne dünyaları sığdıracak bir ege turuna karar verdik. Ege turu dediğime de çok bakmayın tabi, minimal ama dolu dolu “İzmir ve çevresi” turu da diyebiliriz…

Ben, bu turun en çok yorulduğum ama bir o kadar da keyif aldığım 1 gününden bahsetmek istiyorum. Küçük çaplı bir kültür turu mu dersiniz, bir güne ancak bu kadarı sığardı mı bilemem, fakat çoğuna yürüyerek ulaşım sağladığımızı ve bunu yaparken 32 derece sıcaklığa aldırmadığımızı belirteyim ki yorucu olsa bile hayli keyif aldığımızı aktarmış olayım.

Şimdi size günü özetleyip, fotoğraflarla baş başa bırakmak istiyorum. Sabah 08:00’de kahvaltımızı yaptıktan sonra, İzmir Konak’ta kaldığımız otelden yola çıktık ve güne start verdik. Amacımız, akşam saat 17:00’a yani müzelerin kapanma saatine kadar gezebildiğimiz kadar müze gezmek ve küçük bir kültür şoku yaşamaktı, öyle de oldu… Ziyaretlerimize Alsancak sahilinde bulunan “Arkas Sanat Merkezi” ile başladık, içinde Türk ve yabancı ressamların, akımlarına göre odalara ayrılmış yağlı boya tabloları mevcuttu. 

Bu müzede, fotoğraf ve video çekmek tamamen yasak olduğu için ancak binanın dış görüntüsünü ekleyebileceğim. Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeyken gördüğümüz akımları ve ressamların eserlerini orada birebir deneyimlemek büyüleyici bir etki bıraktı. Sonrasında aynı güzergahta ilerleyerek “Atatürk Müzesi’ni” ziyaret etme şansı bulduk. Elbette içeride geçmişe dair kalbinizi ısıtacak çokça detaya şahit oluyorsunuz… 

Bir Atatürk hayranı olarak, bu gezide hem duygulandım, hem de bir kere daha gurur duydum. Bu müzede de fotoğraf çekmek serbest, fakat video yasak. İçeride bir de, 9 Eylül ve sonrasını konu alan küçük bir belgesel izleme şansınız oluyor, eğer giderseniz videoya vakit ayırmadan müzeden ayrılmayın derim… Atatürk Müzesi’nden ayrıldıktan sonra rotamızı yine Konak’ta bulunan “Necdet Alpar Mask Müzesi’ne” çevirdik. İçeride çeşitli inanışlara göre tasarlanan büyülü maskların yanı sıra, kuklalar, korkuluklar gibi sanatsal birçok detay keşfettik. 

Hatta “Ölüm Maskları” gibi ürkütücü, fakat oldukça mistik detaylara da şahit olduk…Mask Müzesi’nden hemen sonra yine Konak’ta bulunan “Neşe ve Karikatür Müzesi’ne” geçiş yaptık. İçinde ünlü kalemlerin eserlerinin bulunduğu, oldukça eğlenceli bir sergiyi de gezi rotamıza kaydetmiş olduk… Bu arada belirtmeliyim ki; tüm müzeler en az 2 katlı olup, tarihi binaların restorasyonu sonucu oldukları yerlere konumlanmışlar. Bu da, geziye ayrı bir keyif katan ayrıntı olarak kayıtlara geçebilir.

Müze yolculuğumuza “İzmir Demiryolları Müzesi” ile devam ettik. Müzede yine tarih kokan anılar ve detaylar vardı, İzmir’de dikkatimi en çok çeken detaylardan biri, Atatürk’ün hatıralarına her alanda ekstra özen gösterilmiş olması idi, bu müzede de, trende yemek yediği takımların bir vitrinde özenle sergilenişi yine Atamızın hatıralarına yüksek önem verildiğini gösteren güzel bir detay oldu. Müze turumuza aralıksız devam ederken, web sitelerinde belirttikleri detay ile Müziksev Müzesi’nden şöyle bahsetmek isterim; Müziksev’in kuruluş amacı, kentin kültürel ve sanatsal hayatına kuruluşundan itibaren aralıksız katkı sağlayan İKSEV’in müzik alanında kapsamlı araştırmalara olanak tanıyacak, özellikle gençlerin eğitimine yönelik çalışmaların yapılabileceği bir merkez haline gelmektir.

Gezdiğimiz müzelerin içinde giriş ücreti olan tek müze olduğunu da belirtmek isterim, fakat bu bedel oldukça düşük olduğu için sakın detayları ile muhafaza edilen enteresan müzik aletlerini görmeden geçmeyin derim. Çünkü, girişte kişi başı 5 TL vakıfa bağış olarak alınıyor. Kısaca; içeride hiç adını duymadığınız yaylı, telli, hayvan derili müzik aletlerinin varlığından söz edebilirim. 

Turun geri kalanında Basın Müzesi, Radyo Müzesi ve Kadınlar Müzesi ile müze turumuzu sonlandırdık. Küçükte olsa Radyo Müzesi’nden aktarmak istediğim bir detay da; bazı radyolarda interaktif alt yapı sağlanmış, bununla birlikte Atatürk, Che Guevara ve Adolf Hitler gibi geçmişe damga vuran isimlerin halka seslenişlerini tarihi radyolardan dinleme şansınız oluyor. Kadınlar Müzesi’nde de son 15 dakikaya yetişebildiğimiz için oldukça hızlı bir tur oldu fakat “Öncü Kadınlar” köşesinde Zübeyde Hanım’ın asil duruşunu görmeden çıkmadık…

Evet sıcak bir İzmir gününde, yürüyerek biraz zorlayacak bir rota çizmiş olabilirim fakat günün sonunda -iyi ki- diyeceğinizden emin olduğum bu kültür turundan bazı fotoğraflarla sizleri baş başa bırakıyorum…


ATATÜRK MÜZESİ


NECDET ALPAR MASK MÜZESİ


NEŞE VE KARİKATÜR MÜZESİ


DEMİRYOLLARI MÜZESİ


MÜZİKSEV MÜZESİ


BASIN MÜZESİ


RADYO MÜZESİ


KADINLAR MÜZESİ





Yorumlar

  1. Yapılmış herhangi bir yorum bulunmamaktadır..

BİZ KİMİZ?

Kısaca Kocaeli'yi anlama ve daha kaliteli yaşama rehberi diyebiliriz. Gün içerisinde iş hayatında ve sosyal hayatta neler olup bittiğinden haberdar olmaktan tutun, Kocaeli'nin pek bilinmeyen değerlerini, mekanlarını ve kültürünü insanlara tanıtmaya kadar, hatta hafta sonunu burada nasıl keyifle geçirebilirsiniz gibi şehirle alakalı tüyolar veren bir şehir portalı olmayı amaçlıyoruz..

İLETİŞİM