Görüş ve Öneriler

KADIN GEMİ KAPTANI OLUR MU..? HEM DE EN GÜÇLÜSÜNDEN BİR GEMİ KAPTANI; DİLRUBA…

Damla GÜNDÜZ CANBULAT  

Genel Yayın Yönetmeni

Kimdir?


Kasım 2018

  0

KADIN GEMİ KAPTANI OLUR MU..? HEM DE EN GÜÇLÜSÜNDEN BİR GEMİ KAPTANI; DİLRUBA…




Dilruba Duygu Söylemez kimdir? Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1987’nin Ağustos ayında, idaelist ve gezgin bir ailenin 2. çocuğu olarak dünyaya geldim. İlkokula Hatay’da başlayıp, Urfa’da bitirdim. Lise eğitimime Urfa’da başladım ve Sakarya’da bitirdim. Üniversitede, İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi, Denizcilik Ulaştırma İşletme Mühendisliğini okudum ve sonrasında okuduğum bölüm ile ilgili çalışma hayatına geçiş yaptım.

 Gemi kaptanlığını tercih etme sebebiniz nedir? Ne tür gemilerde görev yapıyorsunuz?

Aslında, liseyi bitirirken kafamda geleceğe dair bir hedef meslek belirlememiştim. Hiçbir meslek tam anlamı ile cazip gelmiyordu. Hatta daha açık anlatmam gerekirse, ilk yıl puanım çok iyi olmasına rağmen cazip gelen bir meslek dalı olmadığı için tercih bile yapmadım. Çünkü, ben hep hayallerimde seyyah olup, dünyayı kitap okuyarak gezmek isteyen bir kızdım…Daha sonra okuduğum kitapların da verdiği fikirler ile denizci olma kararı aldım. Düşünsenize, tam da hayallerimdeki gibi, hem dünyanın birçok yerini gezecektim, hem de profesyonel bir mesleğim olacaktı… Dolayısı ile hayalimin peşinden koştum ve bu yolu seçtim.

Görev aldığım gemi tipleri; tanker tipi gemiler oluyor. Daha çok ham petrol taşıyan gemiler olmakla beraber, kimyasal tankerlerde de görev aldım.


 Mezuniyet töreninde şapkayı havaya atıyoruz, sonraki aşamada 1.sınıf kardeşlerimiz bizi denize atıyor


 Gemilerde talim var



 Gerçekten de var 

 Gemide bir hiyerarşik düzen var mı? Siz bu düzen içerisinde hangi konumda yer alıyorsunuz?

Denizcilik Fakültesine girdiğiniz günden itibaren, bir hiyerarşik düzenin içinde oluyorsunuz. Aslında tam olarak bir üniversite hayatı gibi değil de, daha çok askeriye ağırlıklı ve büyük bir ailenin içine girmiş oluyorsunuz. Ve bu büyük ailenin içinde bir düzen var, bir sistem var, güçlü bir bağ var. Dolayısı ile elbette gemide de bir hiyerarşik düzen var. Gemideki hiyerarşik düzen; güverte ve makine olarak ikiye ayrılır, sıralama; Kaptan, 2. Kaptan, 3. Kaptan, 4. Kaptan ve geminin büyüklüğüne göre 5. Kaptan’a kadar gidebilir. Makine bölümünde de aynı şekilde; baş mühendis, 2.,3.,4. Mühendis diye gider. Ben şu an gemide 3. Kaptan olarak görev yapmaktayım.

Kadınların yoğun olmadığı bir meslek tercih etmişsiniz. Gemide çalışan başka kadın personeller de var mı?

Şöyle ki; kadınların hiç olmadığı bir meslek bile diyebiliriz. Gemide beni de sayarsanız tek kadın var hatta… Yani çalıştığım gemilerdeki tek kadın personel benim.


 Personelle toplantı...



Kar kış farketmez: manevra beklemez!


Kar tulumu, üstüne mont, altına içlik


 "Kaptan" olmak için hangi süreçlerden geçmeniz gerekiyor?

Mezun olduğunuz zaman 3 ya da 4. Kaptanlık görevinde yer alabiliyorsunuz. 3 sene aralıksız denizde görev yaptıktan sonra 2. Kaptanlık için sınava girme hakkı kazanıyorsunuz ve ehliyet yükseltebiliyorsunuz. Daha sonra yine 3 sene daha denizde çalıştıktan sonra “kaptan” olmak için sınava girebiliyorsunuz. Ama tabi bu 3 senelik süreçler üst üste denizde olmanız anlamına gelmiyor, yıpranma payınız da olduğu için aralıklı olarak denizde görev yapabiliyorsunuz. Dolayısı ile bu süreç biraz daha uzayabiliyor.

Gittiğiniz sefer bölgeleri nereler? Bu seferlerden hangisinde daha çok keyif aldınız, bize anlatabileceğiniz bir anınız var mı?

Sefer bölgeleri gemiye, gemi şirketine, yüke bağlı olarak değişiklik gösterebiliyor. Bizim çalıştığımız gemiler yük nereden bağlanırsa o bölgeye ilerleyen ticari gemiler. Benim en keyif aldığım seyir ise, okyanus seyirleri… Bu arada ben fırtınayı da çok severim, bazen korkunç fırtınalar olabiliyor tabi. Düşünsenize 10-14 metrelik dalgalarda, 275 metrelik kocaman bir gemidesiniz, geminin baş tarafı okyanusa doğru bükülürken, kıç tarafından pervanenin yükseldiğini görüyorsunuz, bu durum biraz ürkütücü olabiliyor. En sevdiğim iki bölge var aslında biri tropikal bölge olan Karayip Denizi, Meksika Körfezi, Karayip Adaları’nın olduğu bölgede, geceleri inanılmaz bir yakamoz şovuna şahit oluyorsunuz. Bu arada, bizim yakamoz dediğimiz şey, tek hücreli canlıların ışıyarak savunma mekanizmalarını açığa çıkardıkları bir gösteri. Her okyanustaki yakamozlar farklı farklı… Bazen yakamozun içine öyle bir giriyorsunuz ki röntgen filmi gibi sadece geminin girdiği bölgedeki dalgalar ışıldıyor ama yer gök zifiri karanlık kalıyor. Fosforlu bir suda ilerliyormuşsunuz gibi bir etkisi oluyor. Meksika Körfezi’ndekiler de ise suyun üstünde yıldızlar kayıyor gibi bir görüntü oluşuyordu… Bir diğer sevdiğim sefer bölgesi de; İskandinav bölgesi, Baltık Denizi ve daha kuzey bölgeleri Norveç, İsveç…Mesela son kontratımda beş buçuk ay kuzeyde Baltık Denizi’nde, Atlantik Okyanusu’ndaydık, İsveç’in, adalarının arasından saatlerce inanılmaz manzaralara şahit oluyorsunuz. Bizim bulunduğumuz dönem tam da yılbaşına denk geldiği için yeşilin, mavinin arasında, noel ışıkları manzaraya ayrı bir güzellik katıyordu.

Keyif aldığım çokça anı oldu her denizcinin binlerce anısı vardır zaten. İnsanların en çok ilgisini çeken konular korsanların varlığı, fırtınalar, gittiğimiz limanlarda yaşadığımız maceralar… Tabi bunları saatlerce anlatsam sonu gelmez. Ama şunu söyleyebilirim; korsanlar gerçek..! Özellikle Süveyş Kanalı’ndan geçerken, Kızıl Deniz’de silahlı gard alıyoruz, silahlı korumalar da bizimle birlikte geliyor. Daha öncesinde korumasız geçerken, o bölgelerde gergin ve korku dolu bekleyişler olurdu, tabi şimdi korumaların varlığı ile oradaki geçişlerimiz çok daha rahat gerçekleşiyor. Yaşadığımız riskli kaza tehlikeleri olurdu, stresten avuç içlerimizin terlediği anlar yaşarız. Belli bölgelerde limanlara girip çıkarken, o bölgelerde uzmanlaşmış kaptanlara “kılavuz kaptan” denir, tabi yine asıl sorumluluk kaptandadır. Mesela bir başka anım da, kılavuz kaptanlar gemiye geldiklerinde -ki bu bölgeler İtalya, Fransa gibi kadın haklarının ön planda olduğu bölgeler- beni gördüklerinde “-gemide bir kadın mı var?” şeklinde şaşkınlıklarını belli ederlerdi.


 Korsana çok hazırız


Bordada her şey neta 

Gemide bir denizci olarak ve en önemlisi "kadın" olarak karşılaştığınız zorluklar var mı?

Türkler, kadın denizciler konusunda dünyada iyi bir aşama kaydetmiş durumdalar aslında, ama yine de erkek hakimiyetinin olduğu bir meslek. Örnek vermek gerekirse; bölümümüzde 1. Sınıftan son sınıfa kadar ki dönemde 1500 öğrenci varsa bunun 100’ü kadın değildir…Kaldı ki bu kadınların da yarısından fazlası, mezun olduktan ve denizdeki çalışma şartlarının zorluğunu gördükten sonra denizi bırakabiliyorlar. Denizci olarak herkesin çok büyük zorluklara göğüs gerdiğini biliyoruz, genelde herkes için iyi para alan, çok yerleri gezebilen bir meslek gibi ama, aslında işin içine girdiğinizde çok büyük zorlukları var. Bilinen bir detay var; madencilik ve denizcilik dünyanın en zor meslekleri olarak geçer ki gerçekten de öyle…Konuya öncelikle insan olarak bakıyorum, fakat kadın olarak baktığımızda zorlukları biraz daha fazlalaşabiliyor. Astın olanlara söz geçirmek durumundasınız, üstünüz olanların komutlarını uygulamak durumundasınız.

Bir de şöyle bir durum da var; daha önce birçok erkek denizcinin yaptığı hatayı, bir kadın denizci yaptıysa, sonrasında kadınlara karşı mesleki bir ön yargı oluşması durumu oluşmuştur. Dolayısı ile kadınların bu camiada meslek edinmeleri de aslında hayli zor. Türkiye’nin vakti zamanında önde gelen 3 firması kadın çalıştırmaya karşıydılar, fakat ben bu firmaların birinde ilk kadın stajyer, birinde de ilk kadın zabit olarak görev aldım. Yani kadın olarak gemide çalışmaya başlamadan önce hem okul okurken, hem de iş bulma aşamasında başlıyor zorluklar aslında… Aslında kadınlar birçok konuda erkeklerden çok daha idealist, daha azimli, daha kuralcı ve çalışkandır, neticede artık her şey otomasyon, eskisi gibi beden gücüne dayalı bir çalışma sistemi yok ki… Ancak yine de bu ön yargıları kırmak, sektörde tutunmak hayli uğraş ve çaba gerektiriyor. Yani kadın olmanın zorluğu daha işe başlamadan sizi buluyor.

Aileniz denizcilik yapan bireyler var mı? Bu mesleği tercih etmenize ailenizin tepkisi nasıl oldu?

Ailemde ve hatta sülalemde bu mesleği yapan kimse yok. Bu mesleği seçmeme en çok babam içerledi diyebilirim, onun da sebebi; ben çocuğumdan ayrı kalmayayım, askere gitmesin diye oğlum olmasın istedim sen bana daha beterini yaşattın idi… Ama her seferinde ben denizdeyken annem daha çok yıpranır, bütün aile yokluğumda bir araya gelir. Mesela boğazdan transit geçiş yaparken gelip boğazdan bana el salladıkları, benim de onlara mont sallayıp düdük çaldığım duygusal anlar olmuştur. Ailem her sefere gidişimde üzülür, her dönüşümde sevinirler, ama alıştılar bu duruma…


5.5 ayın ardından gemi “-den hali”…


 Ben vardiyadayım, güneş vardiyasına yeni başlıyor…

 Gemi kaptanlığını seçmiş olmakla ilgili bir pişmanlığınız oldu mu? Meslek, maddi ve manevi anlamda sizi doyuruyor mu?

Gemi kaptanlığını seçme konusunda asla bir pişmanlığım olmadı. Sadece mesleğime başladığımdan bu yana ki ben üniversite hayatım boyunca hem çalışıp hem okudum, biraz kendimi hor kullandım sağlığımla ilgili sıkıntılarım oldu. Ama bu pişmanlık değil sadece bir üzüntü oldu bende… Meslek, maddi anlamda evet doyuruyor fakat manevi anlamda doyurduğunu söyleyemeyeceğim. Öyle bir şey ki bu, teknoloji ilerliyor, gemiler devasa, zamanla yarışıyorsunuz, uykusuz kalıyorsunuz, stresi çok fazla… Yüzen bir sanayi sitesinde, yüzen bir ofiste gibisiniz. Ben biraz daha, yüzlerce yıl önceki denizcilikteki gibi yıldızların altında olmayı tercih ederdim, ama maalesef teknoloji artık doğada koşuya değil de, spor salonundaki koşuya sizi mecbur kılıyor. Ve gemide geçirdiğiniz onca zamanın maddi olarak aslında pek bir karşılığı yok -ki zaten 4 ay denizde kalıp 3 ay karada olunca- maddi anlamda da her şey eşitlenmiş oluyor.

 Mesleğinize dair en zorlayıcı taraflar neler?

Mesleğin en zorlu taraflarından birincisi “sabretmek”… Bir arada olduğunuz insanlar var, onları sevseniz de sevmeseniz de, uyuşsanız da uyuşmasanız da bir şekilde insan idaresini öğreniyorsunuz. İkincisi; deniz doğal habitatımız değil, dolayısı ile fırtınalar, manevralar, gemideki yoğun tempo fiziksel olarak zorluyor. Ve son olarak da aldığınız sorumluluk çok çok fazla… İnsan, yük, çevre, geride bıraktıklarınız, her şey ayrı bir zorunluluk. Bunların hepsine göğüs gerdiğinizde, iradeniz çelik gibi, sabrınız su gibi sonsuz ve güçlü oluyor.

İşinizin tanımı gereği devamlı denizde mi bulunmak durumundasınız?

Eğer denizde devam etmek istiyorsanız, evet devamlı denizde bulunmak zorundasınız. Kontratlar değişir, sistemler değişir… Bazı gemilerde 6 ay denizde çalışırsınız, 1 ay kara tatili hakkınız olur, bazılarında bu 4’e 2’dir, bazılarında 3’e 2’dir… Ama eğer denizde kariyerinize devam etmek istiyorsanız, denizde bulunmak zorundasınızdır. Karada da iş imkanlarımız var elbette, örneğin; denizcilik firmalarının kara ayaklarında çalışabilirsiniz. Ayrıca biz zaten mühendis oluyoruz, dolayısı ile mühendislik dalında da karada çalışabilirsiniz.

Ofisimin manzarası: Viking kıyıları

 İş dışında özel hayatınızda yaptığınız aktiviteler var mı?

Özel hayatta yaptığım aktiviteler var elbette, olmaz mı..? Ama aslında zaten bu bizim için bir işten ziyade bir hayat tarzı. Çünkü; örneğin bir spor salonuna üyelik yaptıramazsınız, denizde ne kadar kalacağınız, ne zaman döneceğiniz belli değil ve döndüğünüz zaman 2 ay tatil hakkınız varsa bunun 1 ayını ailenize diğer ayı da gezmeye ve dinlenmeye ayırıyorsunuz hali ile…Yani sabit aktivitelere çok fazla girmeden daha bireysel aktivitelerde aktif rol alabiliyorsunuz. Örneğin; motorsiklet sürmekten ve mümkün mertebe, sağlığım el verdikçe doğa sporlarına vakit ayırmaktan keyif alıyorum. Okumayı hiç söylemiyorum bile, zira o da soluklanmak gibi temel bir ihtiyaç bence. Aslına bakarsanız nefes almak bile hakkı verilmesi gereken başlı başına bir mesele; o bile “farkındalıkla” farklı oluyor, aldığınız oksijen artıyor. Hayat güzel ve anlamlı; biz ne kadarsak, her şey o kadar.

 Ve son olarak; sizin kaptan köşkü diye bildiğiniz alana her giriş ve çıkışımızda, sefere çıkanlara “Allah selamet versin” deriz.


Dilruba kaptan, bize vakit ayırdığınız ve bu heyecan verici detayları bizimle paylaştığınız için Kocaeli Burada ailesi olarak çok teşekkür eder, mutlu seferler dileriz. Allah selamet versin!

Ne demek, ben de bana tekrar hatırlattığınız detaylar için teşekkür ederim.





Yorumlar

  1. Yapılmış herhangi bir yorum bulunmamaktadır..

BİZ KİMİZ?

Kısaca Kocaeli'yi anlama ve daha kaliteli yaşama rehberi diyebiliriz. Gün içerisinde iş hayatında ve sosyal hayatta neler olup bittiğinden haberdar olmaktan tutun, Kocaeli'nin pek bilinmeyen değerlerini, mekanlarını ve kültürünü insanlara tanıtmaya kadar, hatta hafta sonunu burada nasıl keyifle geçirebilirsiniz gibi şehirle alakalı tüyolar veren bir şehir portalı olmayı amaçlıyoruz..

İLETİŞİM